Benim için her şey çizimle başladı. Defter kenarlarına düşen küçük eskizler, zamanla daha bilinçli bir arayışa dönüştü: “Bunu bir gün gerçekten işim yapabilir miyim?” sorusu hep aklımın bir köşesindeydi.
İlk dönemde farklı stilleri denedim, bolca araştırdım ve çizgimi oturtmaya çalıştım. Dövme tarafına geçişim ise tamamen doğal oldu; çünkü dövme, çizimi yaşayan bir şeye çeviriyor. Kâğıt üzerinde güzel duran bir fikir, doğru yerleşim ve oranla bedende bambaşka bir karakter kazanıyor.
Bir süre sonra şunu fark ettim: en keyif aldığım yer, “kişiye özel” tasarımın doğduğu an. Referansları dinlemek, fikri netleştirmek, sonra sıfırdan bir kompozisyon kurmak… Bu yüzden işlerimde minimal, geometrik ve blackwork çizgisine daha da yaklaştım.
Stüdyonun açılışı benim için bir “başlangıç çizgisi” gibiydi. Daha sakin, daha özenli ve tasarıma gerçekten vakit ayırabildiğim bir alan kurmak istedim. Randevu sürecini de buna göre planlıyorum: önce fikirleri konuşuyoruz, yerleşimi netleştiriyoruz, sonra seans gününde hazır bir tasarımla ilerliyoruz.
Eğer aklında bir fikir varsa; ister net bir görsel olsun ister sadece bir his… birlikte şekillendiririz. Randevu öncesi kısa bir sohbet bile çoğu zaman doğru yönü bulmaya yetiyor.













